Osman Kavala’dan HSK’ya ikinci şikâyet

Tutuklu iş insanı Osman Kavala, hakkındaki casusluk suçlamasına yönelik iddianameyi yazan savcıyı ikinci kez Hakimler ve Savcılar Kurulu’na (HSK) şikâyet ettiğini açıkladı.

Kavala, Silivri Cezaevi’nden yayımladığı yazılı açıklamada, “Henri Barkey’in 18 Temmuz 2016 tarihinde Karaköy lokantasında benimle değil Aslı Aydıntaşbaş ile yemek yemiş olduğuna dair açıklaması, benimle ilgili iddianamede yer alan kasıtlı çarpıtmayı aleni hale getirdi. İddianameyi hazırlayanı ikinci defa HSK’ya şikâyet ettik. İlk şikâyetimiz iddianamede yalan beyanlar kullanılması ile ilgiliydi” ifadeleri kullandı.

2020 yılında Gezi Davası’ndan beraat ettikten sonra “ne pahasına olursa olsun” tutukluluğunun sürdürülmesi için hazırlandığını öne sürdüğü casusluk iddianamesinin “bir dizi olgusal tahrifat içerdiğini” savunan Kavala, “Hukuksuz yargılamalara temel teşkil eden bu tür iddianamelerin önlenmesinin ülkemiz yargısının öncelikli sorunu olduğunu düşünüyoruz. HSK’ya yapmış olduğumuz şikâyetlerin bu amaca hizmet edeceğini ümit ediyoruz” dedi.

Barkey’in açıklaması

Söz konusu iddianamede, Kavala ile eski ABD Dışişleri Bakanlığı çalışanı ve akademisyen Barkey’in 15 Temmuz darbe girişiminden birkaç gün sonra Karaköy’deki bir restoranda akşam yemeğinde görüştükleri öne sürülmüştü. Darbe girişiminde yer almakla suçlanan Barkey, geçtiğimiz haftalarda yaptığı açıklamada, Karaköy’deki restoranda yemek yediği kişinin gazeteci Aslı Aydıntaşbaş olduğunu, aynı mekânda tesadüfen karşılaştığı Kavala’yla ise sadece kısa bir sohbet gerçekleştirdiğini söylemişti.

Aydıntaşbaş’ın yanıtı

Bunun üzerine yazılı bir açıklama yapan Aydıntaşbaş ise “kötü niyetli bir operasyonla karşı karşıya olduğunu” belirterek “Yıllardır tüm ısrarlara rağmen bir açıklama yapmayan, kendisiyle ilgili şayiaları gidermek için talep edilen bilgi paylaşımına yanaşmayan bir şahıs, esrarengiz bir zamanlamayla yeni bir polemik başlatmıştır. Bu zamana kadar Osman’la ilgili bir dizi mesnetsiz iddiayı çürütmek için avukatlardan gelen her türlü bilgi paylaşımı talebini reddeden bu şahsın, şimdi konuşması, manidardır” demişti.

Aydıntaşbaş, “Osman Kavala, iddia edildiği gibi bir ABD’li akademisyenle aynı anda lokantada olduğu iddiasıyla cezaevinde değildir. Osman Kavala ve arkadaşları Gezi davasından ceza almıştır. Osman Kavala’yı cezaevinde tutmak için ortaya atılan ikinci bir dava kurgusu, yani casusluk davası, bu kişiyle yemek yediği tezine dayalı değildir. Kaldı ki Osman Kavala, bu davadan beraat etmiştir” diye ekleyen Aydıntaşbaş, “15 Temmuz’dan günler sonra farklı şahısların yollarının İstanbul’da aynı lokantada kesişmiş olması, suç değildir. Sır da değildir. İddianame de buna dayanmamaktadır” ifadelerini kullanmıştı.

Gezi Davası’nda verilen beraat kararlarının istinaf mahkemesinde bozulmasının ardından İstanbul 13’üncü Ağır Ceza Mahkemesi, “15 Temmuz darbe girişimi” ile “Gezi Parkı olayları”na ilişkin iddialar kapsamında görülen davadageçen Nisan ayında verdiği kararla, Kavala’nın “casusluk” suçlamasından beraat ve tahliyesine, “Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini Ortadan Kaldırmaya veya Görevini Yapmasını Engellemeye Teşebbüs Etme” suçundan ise ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmasına hükmetmişti.

DW/CÖ,JD