Fehmi Koru: Seçime doğru üç mesele; YSK açıklaması, seccadeyi kutsallaştırmak ve ittifaklara son uyarı

*Fehmi Koru

Yüksek Seçim Kurulu (YSK) Cumhur İttifakı tarafından üçüncü kez cumhurbaşkanı adayı gösterilen Tayyip Erdoğan’ın adaylığına neden onay verdiğini açıkladı. YSK’ya göre, ilk 2018’de yapılan seçimde cumhurbaşkanı seçilmiş Erdoğan, şimdiki böylece ikinci adaylığı oluyor ve durumu anayasadaki ‘üçüncü defa aday olamaz’ sınırlamasına girmiyormuş.

Peki de, 2014’te yapılan seçimde kim cumhurbaşkanı seçilmişti, Tayyip Erdoğan değil mi?

Onay kararının altında YSK’nın bütün üyelerinin imzası var; ‘oybirliği’ ile bu karara varmışlar.

Anayasaya göre (m. 79) YSK’nın kararları aleyhine başka bir mercie başvurulamıyor; bu sebeple de cumhurbaşkanlığı seçimine dört adayla gidiyoruz. Ancak bu karar yalnızca seçim sonrasında yeniden gündeme gelmekle kalmayacak, YSK adı ne zaman geçse tartışılacaktır.

Tıpkı ‘seccade’ konusu gibi.

***

Konuyu biliyorsunuz: Katıldığı bir iftar programı sonrasında, Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu, kendisiyle birlikte görünmek isteyen konukları kırmamak için onlarla fotoğraf çektirirken, götürüldüğü odada daha önce namaz kılındığı için yerde bulunan küçüklü büyüklü halılara ayakkabısıyla basmış.

Seccadeye ayakkabıyla basıldı diye büyük gürültü koptu.

Diyanet İşleri Başkanlığı seccadenin kutsiyeti olmadığını, üzerine basılmasının mahzuru bulunmadığını açıkladı.

Açıkladı da gürültü bitecek mi?

Sanmıyorum.

Konu köpürtüle köpürtüle seçime kadar kullanılacaktır.

Ayakkabıyla girilen yer cami olsa tamam, ama herkese açık bir mekanın geçici mescide dönüştürülmüş bir odası ve oradaki seccadeler söz konusu. Kılıçdaroğlu uyarılmalıydı, uyarılmamış. Öğrendiğinde defalarca özür diledi. 

Gelecek Partisi lideri Ahmet Davutoğlu, sosyal medya hesabından, birilerinin yaptığı hataları Müslümanlığa mal etmenin yanlış olduğunu belirtmiş; ancak üzerine basılmadığında özel bir kıymet kazanmayan, dolayısıyla üzerine basıldığında da değerinden bir şey kaybetmeyecek olan seccadenin, ardından binbir özür de dilendiği halde, kopan gürültüler sebebiyle zihinlerde kazandığı ‘kutsiyet’ mertebesini ne yapacağız?

“Fesüphanallah” demekten başka…

Reva mı bu İslam’a?

***

Esas bugün üzerinde durmak istediğim, seçime ittifaklarla gidilen günümüz ortamının en önemli konusu olan, tekli-çoklu listeler arasındaki sandık sonucunu derinden etkilecek olan fark.

İttifak tek liste halinde seçime gittiğinde bir oy bile zayi olmuyor ve çok sayıda milletvekili o sayede kazanılabiliyor; buna karşılık ittifak içerisindeki her parti ayrı ayrı veya Millet İttifakı içerisinde oluşturulması düşünülen daha küçük bir ittifak ayrı liste çıkardığında, bazı illerde onbinlerce oy çöpe atılacağı gibi, toplamda çok sayıda milletvekili de bu yüzden seçilemiyor.

Yeni seçim yasasının azizliği -veya onu hazırlayan siyaset mühendislerinin kurnazlığı- yüzünden…

Daha önce burada emekli büyükelçi Naci Koru’nun -kardeşimdir- Yetkin Report sitesinde yayımlanan konuya ilişkin yazısını paylaşmıştım. Bu alandaki karara birkaç gün kala -dün- Naci Koru aynı sitede yine uyarıcı bir yazı paylaştı.

Okumanızda yarar gördüğüm için yazının tam metnini ve aynı konuda siyasett.com sitesi için hazırladığı simülasyonlarla ilgili videoyu sunuyorum.

****

Son dönemeç: ortak liste çıkarmayan ittifaklar sonuca katlanacak

Yazar: Naci Koru

14 Mayıs seçimlerine bir aydan biraz fazla süre kaldı. Her gün yeni bir gelişme yaşıyor, merakla yeni haberleri bekliyoruz. Cumhurbaşkanı adayları belli oldu. Partiler milletvekili aday listelerini de 9 Nisan’da YSK’ya teslim edecek. Yeni seçim yasası ittifak partilerinin ayrı liste ya da ortak liste çıkarmasının sonucu belirleyecek önemde olduğunu gösteriyor. O yüzden bu hafta seçime doğru belki de son önemli dönemece tanık olacağız.

Seçimlerin tarihi önemini tekraren vurgulayalım: Hem yeni Cumhurbaşkanını hem yeni Meclisi seçeceğiz. Bu seçim, cumhuriyetin ikinci yüzyılına nasıl başlamak istediğimizle ilgili. Önemi sadece sembolik değil, yaşam biçimi tercihlerimizi yansıtacak. Sonuç nasıl olursa olsun, seçimden sonra büyük değişiklikler yaşayacağız. Bunları bilmeli ve girdiğimiz tarihi dönemece hazırlanmalıyız.

Liderlik çekişmesiyle ilgili olduğu için cumhurbaşkanlığı seçimi daha görünür. Fakat meclis seçimi de bir o kadar önemli. Zira, cumhurbaşkanlığı seçiminde nihai oylama ikinci tura kalırsa, 14 Mayıs’ta ortaya çıkacak yeni Meclis dağılımı seçmenleri etkileyebilir.

Meclis’te çoğunluğu kazanan ittifakın adayı ikinci tura daha şanslı girebilir. Seçmen, yürütme-yasama uyumunu gözetebilir. Bu nedenle, TBMM seçimlerini de önemsemeliyiz.

Ortak liste hazırlamayan kaybeder

Geçen haftaki yazımda, ittifakların milletvekili seçimlerine olabildiğince az sayıda listeyle girmelerinin önemini somut gerekçelerle anlatmıştım. Hafta boyunca matematik ve istatistik veriler kullanarak ilave açıklamalar yaptım. Konuya ilgi duyan kesimlerde sevindirici bir duyarlılık var. Bunun belirleyici sonuçlara dönüşmesi gerekiyor. Çünkü, tarihi kararların arifesindeyiz.

Meselemiz nedir? İttifakların birleştirilmiş, en az sayıda listeyle milletvekili seçimine girmeleri. Hedef nedir? Olabildiğince çok sayıda milletvekili kazanılması. Durum buysa, şimdi gerekçelere yeniden bakalım.

Temel bir tespitle başlayalım: Geçen yıl Seçim Yasasında yapılan değişiklik, eğimli arazide demokratik olmayan bir seçim ortamı yaratıyor. Ana mesajı şu: “Siyasal kimliklerinizi kenara bırakıp listelerinizi birleştirmezseniz, seçimde kaybedeceksiniz”.

CHP ve İYİ Parti’nin kararı kritik

Gerçekten de öyle. İttifak içindeki partilerin liste sayısı çoğaldıkça, kazanabilecekleri milletvekili sayısı o ölçüde azalacak. Seçimi kaybetme ihtimalleri artacak. Tersinden bakarsak, tek çatı listesi altında birleşirlerse, en çok sayıda milletvekili kazanabilecekler.

Geçen hafta bazı partilerin ortak liste konusunda açıklamaları oldu. Kimi ortak listeye taraftar, kimi karşı görünüyor. Açıklamalar, bir farkındalık oluştuğu, fakat uygulama güçlükleri yaşandığı izlenimi uyandırıyor. Bu açıklamaların fazlaca önemi olmayabilir. Ani dönüşler yaşanabilir. Listelerin teslimi yaklaştığında keskin virajlar alınabilir. Bu gözlem özellikle Cumhur İttifakı bakımından geçerli olabilir. Bu olasılığı dışlamayalım.

Millet İttifakı listeler konusunda strateji belirlememiş gibi görünüyor. CHP olasılıklara kapıyı açık tutar görünüm veriyor. İYİ Parti, listelerine diğer partilerden aday kabulüne kapalı gibi duruyor. Saadet, Deva ve Gelecek partilerinin liste birleştirmesine eğilimleri seziliyor. Genel toplamda, bunların fazlaca önemi olmayabilir. Çünkü, seçime CHP ve İYİ Parti münferit listelerle girerlerse, Millet İttifakı tek listeden mahrum kalacak. Bu durumda, onlarca milletvekili kaybedilecek. Millet, Cumhur’un bir hayli gerisinde kalacak.

Simülasyonlar sürpriz sonuçlar veriyor

Daha önce söz etmiştim: genç bilişimcilerle birlikte Türkiye’deki siyasal hayatın veri bankasını oluşturuyoruz. Bu verilere siyasett.com sitesinden erişmek mümkün. Buradaki bir modül seçim tahminlerine yardımcı oluyor. Son bir hafta içinde dünyanın dört yanından binlerce internet kullanıcısı siteyi kullanarak simülasyonlar yaptılar. Dileyen YetkinReport okuyucuları da siteye bağlanarak, benzer projeksiyonları yapabilirler. Ama, “biz sayfaları sonra inceleriz, siz bulgularınızı paylaşın” diyorsanız, bir simülasyonu birlikte yapalım.

Önce bir uyarıda bulunalım: burada bir örnek veriyoruz, partilerin seçimi, alacakları oyların yazılması size bağlı olacak, yani “Neden şu partiye şu kadar yazmışsınız?” demeyin lütfen; sizler istediğiniz tercihte bulunabilirsiniz. Şimdi bu örnekte simülasyona alacağımız partileri işaretleyelim:

Sonra, bu partiler için öngördüğümüz oy oranlarını bazı araştırma firmalarının anketlerinin ortalamasını alarak kaydedelim ve her partiyi, 3 ayrı isimle tanımlayacağımız ittifaklar arasında paylaştıralım.

Hazırlıklarımızı tamamladık. “Hazırla” komutunu verdiğimizde, öngördüğümüz oy oranlarına göre ittifak partilerinin alabilecekleri muhtemel milletvekili sayıları iller özelinde ekranımıza gelecek.

Bu ilk simülasyonda AK Parti 270 sayısıyla en çok milletvekili çıkaran parti oldu. MHP 25, CHP 154, İYİ Parti 76, Deva 3 ve HDP (YSP) 72 milletvekili çıkardılar.

Görüleceği gibi, ittifaklardaki tüm partiler ayrı listelerle girdiklerinde bazı partiler milletvekili çıkaramadılar. Millet İttifakı en fazla zararı gördü. Örneğin Memleket Partisi Türkiye genelinde yüzde 2,5 oy alacağını varsayarsak İstanbul ve Ankara gibi büyük illerde milletvekili çıkarabilecek kadar oy kazansa da ülke barajını geçemediği için milletvekili çıkaramayacak; oylar boşa gidecek.

Her ittifak tek liste çıkarırsa

Bu liste üzerinden pek çok farklı simülasyon yapabiliriz. Örneğin, TİP’i HDP (Yeşil Sol Parti) listesine alıp bu birleşmenin (yüzde 1,5 oyla) bu partiye ne kadar ek milletvekili kazandırdığını görebiliriz. Ama biz ilk aşamada her ittifakın tek listeyle seçimlere katılması durumunda milletvekili dağılımının nasıl olacağını görelim. Bunun için yapacağımız işlem, ittifak altındaki partilerin bir kısmının seçilmiş kutularını boşaltmak olacak.

Sonuç: Tek listeyle seçime girmek Cumhur’un milletvekili sayısını düşürdü. Millet’in milletvekili sayısı 233’ten 263’e yükseldi. Bununla eş zamanlı olarak Cumhur ve Millet bünyesindeki işbirlikleri HDP’nin milletvekili sayısında önemli düşüş yarattı.

İttifak içi ittifak

Bu simülasyonları çeşitlendirmek mümkün. Örneğin, Millet anlaşma sağlayamaz, CHP ve İYİ Parti seçime ayrı listelerle girmekte ısrarcı olursa; ilaveten DP ile CHP işbirliği yapar, diğer üç parti aralarında ayrı bir ittifak listesi oluşturursa sonuç ne olur, merak ettim. Bakın sonuç nasıl çıkıyor:

Bu durumda, üç parti 3 milletvekilinden 15 milletvekiline çıktı. Ama CHP ile İYİ Parti ayrı listelerde ısrarlı oldukları için, simülasyonumda Cumhur, Meclis çoğunluğunu sağladı.

CHP ve İYİ Parti illeri bölüşürse

Siyasett.com simülasyonlarında partiler arasında iller bazında iş birlikleri de kurabiliyorsunuz. Örneğin, Millet ittifakında 39 ilde CHP, 39 ilde İyi Parti olarak tek listeyle, Ankara, İstanbul ve İzmir’de ise her iki parti ayrı ayrı seçime girdiğinde Millet ittifakının salt çoğunluğa yakın bir milletvekili sayısına ulaştığını görüyorsunuz. İki parti de ayrı ayrı yüzde 20 – 25 bandında oy almış oluyor. Böyle bir iş birliği yöntemine her iki partinin de olumlu yaklaşabileceği aklıma geliyor.

Bu simülasyonlardan benim çıkardığım sonuç şu oldu: Yeni Seçim Yasası ve D’Hont sistemi birlikte uygulandığında, ittifaklar işbirliği yapamayıp çoklu listeyle seçime girerse, kazanacakları milletvekili sayıları belirgin şekilde azalıyor. Aksine, birleştirilmiş tek listeyle yarışırlarsa, milletvekili sayıları bir hayli artıyor.

Seçmen psikolojisi yönü önemli

Bu konunun seçmen psikolojisi yönü de var. Partiler logoları seçim pusulalarında olmazsa, “Seçmenimi bir başka partinin logosunun üzerine mühür basmaya nasıl ikna edebilirim” sorusuna cevap bulmak gerekecek. Evet, bu zor bir karar. Ancak, seçmene açıklama yapmak imkânsız değil. Üstelik, bu karar verilemezse, ortaya çıkacak sonucu açıklamak daha zor olabilir.

İttifaklardaki tüm partilerimizin bu konuda önemli bir ikilem yaşadıklarını görüyorum. Önümüzde birkaç gün kaldı. Hafta sonuna doğru parti temsilcileri ellerinde listeleriyle YSK önünde buluşacaklar. Hangi ittifakın kaç listeyle seçime gireceğini bu aşamada öğreneceğiz.

Ben, sürprizlerle karşılaşacağımızı düşünüyorum. Umarım ittifak temsilcileri YSK kapısında rakiplerinin stratejilerini gördüklerinde hayal kırıklıkları yaşamazlar.

Bilmem, yeniden hatırlatmaya gerek var mı, köprüden önceki son çıkışın önündeyiz; son pişmanlık fayda etmeyebilir.

***

Naci Koru‘nun yazısı bu. Görünen, bu hayati konuya bir-iki kişiden fazla ilgi gösterenin olmadığı…

Yoksa ilgi gösteriliyor mu?

Hafta sonunda öğreneceğiz.

*Nu yazı fehmikoru.com adresinden aynen alınmıştır.

 

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir